Şefaat Hadis’inden alınacak ”12” tane fayda – Allah’ın bacağının olduğunu inkar eden, asla cennete giremeyecek

Şefaat Hadis’inden ”12” tane ifayda – Allah’ın bacağının olduğunu inkar eden, asla cennete giremeyecek

(İndirmek için, üzerine tıklıyıp sağ tuşla indirebilirsiniz. Veya direk üzerine sol tuşla tıklayıp, okuyabilirsiniz.)

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

 

Şefaat Hadis’inden alınacak ”12” tane fayda

Allah’ın bacağının (Sâk’ının) olduğunu inkar eden, asla cennete giremeyecek

 

 

 

 

 

Ebu Musa el-Medenî

 

 

 

Hiçbir ekleme ve çıkartma yapmama şartı ile, basım hakkı herkes içindir

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Şefaat Hadis’inden alınacak ”12” tane fayda

Allah’ın bacağının (Sâk’ının) olduğunu inkar eden, asla cennete giremeyecek

İmam Buhari, el-Camius Sahih (Sahihi Buhari) adlı eserinde, Ebu Said el-Hudrî’den r.a. şöyle rivayet etmiştir:

Bizler, Allah Rasulune s.a.v. şöyle sorduk:

— Yâ Rasûlallah, kıyamet gününde bizler Rabb’imizi görecek miyiz?

قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ نَرَى رَبَّنَا يَوْمَ القِيَامَةِ؟

Rasûlullah şöyle buyurdu:

— “Sizler gökyüzünde bulut olmadığı zaman Güneş’i ve Ay’ı görmek için birbirinizle sıkışıp darlığa düşer misiniz?”

قَالَ: « هَلْ تُضَارُونَ فِي رُؤْيَةِ الشَّمْسِ وَالقَمَرِ إِذَا كَانَتْ صَحْوًا؟ »

Bizler şöyle dedik:

— Hayır.

قُلْنَا: لاَ.

Rasûlullah s.a.v. şöyle buyurdu:

— “Şübhesiz sizler Güneş ile Ay’ı görmekte birbiriniz ile sıkışıp darlığa düşmediğiniz gibi, o gün Rab’binizi görmekte de hiç birbiri­nizle sıkışıp darlığa düşmeyeceksiniz”

قَالَ: « فَإِنَّكُمْ لاَ تُضَارُونَ فِي رُؤْيَةِ رَبِّكُمْ يَوْمَئِذٍ، إِلَّا كَمَا تُضَارُونَ فِي رُؤْيَتِهِمَا »

Sonra s.a.v. şöyle buyurdu:

— “Herbir kavmin dünyâda ibâdet edegeldiği şeye gitmesi için bir nidâcı nida eder.

ثُمَّ قَالَ: يُنَادِي مُنَادٍ: لِيَذْهَبْ كُلُّ قَوْمٍ إِلَى مَا كَانُوا يَعْبُدُونَ.

Bunun üzerine Haç ehli, yânı haça tapanlar haçlarıyla, put ehli olan putperestler putlarıyla, bunlar dışında başka şeylere ibadet eden herkes ibadet ettiklerini takip ederler[1].

فَيَذْهَبُ أَصْحَابُ الصَّلِيبِ مَعَ صَلِيبِهِمْ، وَأَصْحَابُ الأَوْثَانِ مَعَ أَوْثَانِهِمْ، وَأَصْحَابُ كُلِّ آلِهَةٍ مَعَ آلِهَتِهِمْ.

Nihayet iyi olsun, fâcir olsun, Allah’u tealaya ibâdet etmekte olanlar kalır. Ve kitâb ehlinden kalanlar kalır.

حَتَّى يَبْقَى مَنْ كَانَ يَعْبُدُ اللَّهَ، مِنْ بَرٍّ أَوْ فَاجِرٍ، وَغُبَّرَاتٌ مِنْ أَهْلِ الكِتَابِ.

Sonra cehennem getirilir, sanki cehennem onların nazarında bir serâbdır[2].

ثُمَّ يُؤْتَى بِجَهَنَّمَ تُعْرَضُ كَأَنَّهَا سَرَابٌ.

Yahudiler’e denir ki:

— Sizler kime tapardınız?

Onlar der ki:

— Biz Allah’ın oğlu Uzeyr’e tapardık.

فَيُقَالُ لِلْيَهُودِ: مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَ؟ قَالُوا: كُنَّا نَعْبُدُ عُزَيْرَ ابْنَ اللَّهِ.

Bunun üzerine onlara şöyle denecek:

— Siz yalan söylüyorsunuz. Allah’u teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir.

Şimdi söyleyiniz, istediğiniz nedir?

(Yahudi’ler) der ki:

— (Yâ Rab!) Bize su içirmeni istiyoruz, diyecekler.

Onlara şöyle denir:

— Haydi içiniz!

Bunun üzerine onlar birbiri ardınca cehennemin içine dökülecekler.

فَيُقَالُ: كَذَبْتُمْ، لَمْ يَكُنْ لِلَّهِ صَاحِبَةٌ وَلاَ وَلَدٌ، فَمَا تُرِيدُونَ؟

قَالُوا: نُرِيدُ أَنْ تَسْقِيَنَا.

فَيُقَالُ: اشْرَبُوا، فَيَتَسَاقَطُونَ فِي جَهَنَّمَ.

Sonra Hrıstiyanlar’a şöyle denir:

— Sizler kime tapıyordunuz?

Onlar da şöyle derler:

— Biz Allah’ın oğlu Mesih’e tapardık.

Bunun üzerine onlara şöyle denir:

— Siz yalan söylüyorsunuz. Allah’u teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir.

Şimdi söyleyiniz: Ne istiyorsunuz?

Onlar da şöyle derler:

— Bize su içirmeni istiyoruz.

Onlara şöyle denir:

— Haydi su içiniz! Bunun üzerine birbiri ardınca cehennemin içine dökülecekler.

ثُمَّ يُقَالُ لِلنَّصَارَى: مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَ؟

فَيَقُولُونَ: كُنَّا نَعْبُدُ المَسِيحَ ابْنَ اللَّهِ،

فَيُقَالُ: كَذَبْتُمْ، لَمْ يَكُنْ لِلَّهِ صَاحِبَةٌ، وَلاَ وَلَدٌ، فَمَا تُرِيدُونَ؟ ف

َيَقُولُونَ: نُرِيدُ أَنْ تَسْقِيَنَا،

فَيُقَالُ: اشْرَبُوا فَيَتَسَاقَطُونَ فِي جَهَنَّمَ

Nihayet iyi olsun, fâcir olsun, Allah ‘a ibâdet etmekte olanlar ka­lır.

حَتَّى يَبْقَى مَنْ كَانَ يَعْبُدُ اللَّهَ مِنْ بَرٍّ أَوْ فَاجِرٍ.

Onlara şöyle denir:

— İnsanlar hep gittikleri halde sizleri habseden nedir?

فَيُقَالُ لَهُمْ: مَا يَحْبِسُكُمْ وَقَدْ ذَهَبَ النَّاسُ؟

Onlar der ki:

— Bizler, şimdikinden daha fazla kendilerine muhtâc iken onlardan (kafirlerden) (dün­yâda) ayrılmıştık[3]. (Şimdi nasıl olur da onların arkasına takılırız?)

Biz bir münâdînin: Her kavim vaktiyle ibâdet ettiği ne idiyse ona kavuş­sun! diye nida ettiğini işittik. Ondan dolayı bizler Rab’bimizi bekle­yip duruyoruz!”

فَيَقُولُونَ: فَارَقْنَاهُمْ، وَنَحْنُ أَحْوَجُ مِنَّا إِلَيْهِ اليَوْمَ، وَإِنَّا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي: لِيَلْحَقْ كُلُّ قَوْمٍ بِمَا كَانُوا يَعْبُدُونَ، وَإِنَّمَا نَنْتَظِرُ رَبَّنَا.

Dedi ki: “Meydanda kalan müminlere Cebbar (olan Allah) , on­lara ilk defa gördükleri suretten başka bir surette gelecek ve şöyle diyecek:

— Ben sizin Rab’binizim!

قَالَ: فَيَأْتِيهِمُ الجَبَّارُ فِي صُورَةٍ غَيْرِ صُورَتِهِ الَّتِي رَأَوْهُ فِيهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ، فَيَقُولُ: أَنَا رَبُّكُمْ.

Onlar da şöyle diyecek:

— Sen bizim Rab’bimizsin?!

Artık Onunla Peygamberlerden başkası konuşmaz.

فَيَقُولُونَ: أَنْتَ رَبُّنَا، فَلاَ يُكَلِّمُهُ إِلَّا الأَنْبِيَاءُ.

Allah’u teala şöyle buyurur:

— Rabbinizi tanıyabilmek için aranızda bir alâmet var mıdır?

Onlar şöyle cevap verirler:

— Evet, Bacak’tır.[4]

فَيَقُولُ: هَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ آيَةٌ تَعْرِفُونَهُ؟ فَيَقُولُونَ: السَّاقُ.

Bunun üzerine, (Allah) Bacağını keşfedip açacak[5].

فَيَكْشِفُ عَنْ سَاقِهِ.

Bunun üzerine her mümin Allah’a secde eder[6].

فَيَسْجُدُ لَهُ كُلُّ مُؤْمِنٍ.

Allah’a riyâ ve şöhret için secde eden kimseler kalır. Onlar da secde etmeye çalışırlar. Fakat onun (secde etmeye çalışan riyâkarın) sırtı tek bir tahta gibi kaskatı bir tabakaya döner.

وَيَبْقَى مَنْ كَانَ يَسْجُدُ لِلَّهِ رِيَاءً وَسُمْعَةً، فَيَذْهَبُ كَيْمَا يَسْجُدَ، فَيَعُودُ ظَهْرُهُ طَبَقًا وَاحِدًا.

Sonra köprü getirilir de cehennemin ortasına kurulur”.

ثُمَّ يُؤْتَى بِالْجَسْرِ فَيُجْعَلُ بَيْنَ ظَهْرَيْ جَهَنَّمَ.

(Ebu Said e-Hudri der ki) Bizler şöyle dedik:

— Yâ Rasûlallah! Köprü nedir?

قُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَمَا الجَسْرُ؟

Şöyle buyurdu:

— “Ayakların kayacağı bir yerdir ki, üzerinde başları eğri de­mirden çengeller, dikenler; sert, keskin enli şeyler vardır. Bunların Necd’de olan ve sa’dân denilen dikenler gibi uçları kıvrık, eğri di­kenleri vardır.

Müminlerin kimi onun üzerinden göz kırpacak ka­dar zaman içinde, kimi şimşek gibi, kimi rüzgâr gibi, kimi iyi cins yürük at ve develer gibi hızla geçerler.

Bunların kimi sapasağlam, olduğu gibi kurtulur. Kimi tırmıklar içinde perişan olmuş olarak salı­verilir. Kimi de cehennem ateşi içine düşerler. Nihayet sonuncuları sürüklene sürüklene geçer, kurtulur.

قَالَ: ” مَدْحَضَةٌ مَزِلَّةٌ، عَلَيْهِ خَطَاطِيفُ وَكَلاَلِيبُ، وَحَسَكَةٌ مُفَلْطَحَةٌ لَهَا شَوْكَةٌ عُقَيْفَاءُ، تَكُونُ بِنَجْدٍ، يُقَالُ لَهَا: السَّعْدَانُ.

المُؤْمِنُ عَلَيْهَا كَالطَّرْفِ وَكَالْبَرْقِ وَكَالرِّيحِ، وَكَأَجَاوِيدِ الخَيْلِ وَالرِّكَابِ.

فَنَاجٍ مُسَلَّمٌ، وَنَاجٍ مَخْدُوشٌ، وَمَكْدُوسٌ فِي نَارِ جَهَنَّمَ، حَتَّى يَمُرَّ آخِرُهُمْ يُسْحَبُ سَحْبًا.

Hak konusunda benden daha fazla (şefaat etmeyi) isteyen olmayacaktır[7]. Cebbâr’ın (Allah’ın izni ile) müminin kim olduğu siz için belli olmuştur[8].

Onlar kardeşlerinden önce kurtulduklarını gördüklerinde,

فَمَا أَنْتُمْ بِأَشَدَّ لِي مُنَاشَدَةً فِي الحَقِّ، قَدْ تَبَيَّنَ لَكُمْ مِنَ المُؤْمِنِ يَوْمَئِذٍ لِلْجَبَّارِ، وَإِذَا رَأَوْا أَنَّهُمْ قَدْ نَجَوْا، فِي إِخْوَانِهِمْ.

Diyeceklerdir ki: Ey bizim Rabb’imiz, bu kalanlar bizim kardeşlerimizdir. Onlar bizimle beraber namaz kılar, oruç tutar, iyi işlerde bulu­nurlardı[9].

يَقُولُونَ: رَبَّنَا إِخْوَانُنَا، كَانُوا يُصَلُّونَ مَعَنَا، وَيَصُومُونَ مَعَنَا، وَيَعْمَلُونَ مَعَنَا.

Allah’u teala şöyle buyurur:

— Haydi gidin, kalbinde bir dinar ağırlığınca İmân bulduğunuz herkesi çıkarınız![10]

فَيَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: اذْهَبُوا، فَمَنْ وَجَدْتُمْ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالَ دِينَارٍ مِنْ إِيمَانٍ فَأَخْرِجُوهُ.

Allah’u teala onların suretlerini yakmayı ateşe haram edecektir. Artık bu kurtarılacak olanların kimi ayağının üstü­ne, kimi de bacaklarının yarısı kadar ateşe gömülerek içeriye dalmış bulu­nacaklar. Tanıdıklarını çıkarıp dönecekler.

وَيُحَرِّمُ اللَّهُ صُوَرَهُمْ عَلَى النَّارِ، فَيَأْتُونَهُمْ وَبَعْضُهُمْ قَدْ غَابَ فِي النَّارِ إِلَى قَدَمِهِ، وَإِلَى أَنْصَافِ سَاقَيْهِ، فَيُخْرِجُونَ مَنْ عَرَفُوا، ثُمَّ يَعُودُونَ.

Bunun üzerine (Allah) şöyle buyurur:

— Haydi bir daha gidin, kalbinde yarım dinar ağırlığınca imân bulduğunuz herkesi çıkarınız!

فَيَقُولُ: اذْهَبُوا فَمَنْ وَجَدْتُمْ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالَ نِصْفِ دِينَارٍ فَأَخْرِجُوهُ.

Bunun üzerine tanıdıklarını çıkaracaklardır. Sonra tekrar dönecekler.

فَيُخْرِجُونَ مَنْ عَرَفُوا، ثُمَّ يَعُودُونَ.

Bunun üzerine (Allah) şöyle buyurur:

— Haydi bir daha gidin, kalbinde zerre ağırlığınca îmân bulduğunuz herkesi çıkarınız!

فَيَقُولُ: اذْهَبُوا فَمَنْ وَجَدْتُمْ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ مِنْ إِيمَانٍ فَأَخْرِجُوهُ.

Bunun üzerine tanıdıklarını çıkaracaklardır.

فَيُخْرِجُونَ مَنْ عَرَفُوا.

Ebû Saîd r.a. der ki: Eğer bu dediğime inanmıyorsanız, şu ayeti okuyunuz:

“Şübhesiz ki, Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Zerre mikdârı) bir iyilik olursa, onu kat kat artırır. Kendi canibinden (başkaca da) pek bü­yük bir mükâfat verir”[11]

قَالَ أَبُو سَعِيدٍ: فَإِنْ لَمْ تُصَدِّقُونِي فَاقْرَءُوا: {إِنَّ اللَّهَ لاَ يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِنْ تَكُ حَسَنَةً يُضَاعِفْهَا}[12]

(Ebu Said, Hadis’i zikretmeye şöyle devam eder)

Peygamberler, melekler ve müminler şefaat ederler.

فَيَشْفَعُ النَّبِيُّونَ وَالمَلاَئِكَةُ وَالمُؤْمِنُونَ.

Bundan sonra Cebbâr (olan Allah) şöyle buyurur:

— Artık sıra benim şefaatime geldi!

فَيَقُولُ الجَبَّارُ: بَقِيَتْ شَفَاعَتِي.

Sonra (Allah) ateşten bir avuç tutacak[13] (yânı bir kısım insanı toplayacak) ve simsiyah yanmış olan birtakım kavimleri dışarı çıkaracak.

Sonra bunlar cennetin yolları üzerinde olup “Su Nehri” denilen bir nehrin içine atılacak­lardır. Onlar o nehrin iki tarafında seyl uğrağında biten yabanî reyhân tohumlarının çabucak bittiği gibi biteceklerdir. Sizler o yabanî reyhan tohumlarını taşın yanında, ağacın yanında görürsünüz. Onlardan güneşte olanları yeşildir, gölgede olanları da beyazdır.

فَيَقْبِضُ قَبْضَةً مِنَ النَّارِ، فَيُخْرِجُ أَقْوَامًا قَدْ امْتُحِشُوا.

فَيُلْقَوْنَ فِي نَهَرٍ بِأَفْوَاهِ الجَنَّةِ، يُقَالُ لَهُ: مَاءُ الحَيَاةِ، فَيَنْبُتُونَ فِي حَافَتَيْهِ كَمَا تَنْبُتُ الحِبَّةُ فِي حَمِيلِ السَّيْلِ، قَدْ رَأَيْتُمُوهَا إِلَى جَانِبِ الصَّخْرَةِ، وَإِلَى جَانِبِ الشَّجَرَةِ، فَمَا كَانَ إِلَى الشَّمْسِ مِنْهَا كَانَ أَخْضَرَ، وَمَا كَانَ مِنْهَا إِلَى الظِّلِّ كَانَ أَبْيَضَ.

Sonra onlar (Hayat Nehri’nden) beyaz ve parlak inciler gibi çıkacaklar. Boyun­larına hâtemler (damgalar) ta­kılır. Sonra Cennet’e girerler.

فَيَخْرُجُونَ كَأَنَّهُمُ اللُّؤْلُؤُ، فَيُجْعَلُ فِي رِقَابِهِمُ الخَوَاتِيمُ، فَيَدْخُلُونَ الجَنَّةَ.

Cennet ahâlîsi şöyle derler:

— İşte bunlar Rahman’ın ıtk ettiği (azâd ettiği – Cehennemden kurtardığı) kimselerdir.

(Cennet’e sokacak) Hiçbir iş yapmadıkları halde, (Cennet’e sokacak) hiçbir hayır sunmadıkları halde[14] (Allah onları) Cennet’e koydu.

فَيَقُولُ أَهْلُ الجَنَّةِ: هَؤُلاَءِ عُتَقَاءُ الرَّحْمَنِ، أَدْخَلَهُمُ الجَنَّةَ بِغَيْرِ عَمَلٍ عَمِلُوهُ، وَلاَ خَيْرٍ قَدَّمُوهُ.

Sonra onlara şöyle denilecektir:

— Gözünüzün görebildiği sizindir. Bir de o kadarı daha sizindir! [15]

فَيُقَالُ لَهُمْ: لَكُمْ مَا رَأَيْتُمْ وَمِثْلَهُ مَعَهُ.[16]

Derim ki: Bu Hadis, Sahih ve Sabit olan hadislerdendir. Çok yüce bir hadistir. İçinde bir çok fayda vardır. Bu hadisten alınacak faydalardan bazıları şunlardır:

Bu Hadis’ten alınacak bazı öğütler ve faydalar

1- Allah c.c. ahirette Müslümanlara gözükecektir.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Şübhesiz sîzler Güneş ile Ay’ı görmekte birbirinizle sıkışıp darlığa düşmediğiniz gibi, o gün Rabb’inizi görmekte de hiç birbiri­nizle sıkışıp darlığa düşmeyeceksiniz

2- Müslümanlar için Allah’ı görmek, güneşi ve ayı görmek gibi kolay olacaktır.

3- Kıyamet günü her kim neye taparsa, onu takip edecektir.

Bundan da anlarız ki: Zamanımızda oy verenler, tağutlara muhakeme olanlar, oy verdikleri ve muhakeme oldukları o tağutları takip edecekler.

Allah dışında kabirlerde yardım isteyenler, o kabirde taptıkları kişilerin şekillerini takip edeceler ve cehenneme düşecekler.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Herbir kavmin dünyâda ibâdet edegeldiği şeye gitmesi için bir nidâcı nida eder…

4- Müslümanlar, dünya hayatında kafirler ile bir arada yaşamayanlardır.

Kafirler ile arkadaşlık ve dostluk kurmayanlardır. Kafirler ile arkadaşlık kurmak meşru değildir. Onların yanlarında bulunmak bile sakıncalıdır. Ancak tebliğ yapmak için hariç. Kafirler ile arkadaş olmak, kimi zaman haram, kimi zaman küfürdür. Bu meselenin tafsilatının yeri burası değildir.

Önemli olan: Müslümanın elinden geldiğince kafirlerden uzak durması gerekir.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Bizler, şimdikinden daha fazla kendilerine muhtâc iken onlardan (kafirlerden) (dün­yâda) ayrılmıştık.

5- Allah’ın ”Suret”i vardır. Elbette nasıl olduğunu bilemeyiz.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Meydanda kalan müminlere Cebbar (olan Allah) , on­lara ilk defa gördükleri suretten başka bir surette gelecek…

Allah c.c. şöyle buyurmuştur: Onun bir benzeri yoktur. O duyandır. Görendir.[17]

6- Allah’ın Bacağının (Sâk’ının) olduğunu inkar eden kişi, Müslüman değildir.

Allah’ın Bacağının (Sâk’ının) olduğunu inkar eden kişi, Cennet’e giremeyecektir.

Elbette Allah’ın bacağının (Sâk’ının) nasıl olduğunu bilemeyiz. Ama bizler Allah’ın bacağının (Sâk’ının) olduğuna îman ederiz. Yani: Sâk sıfatına sahip olduğuna iman ederiz.

Hadis’te geçen şu ifadelerden bunu anlarız: Rabbinizi tanıyabilmek için aranızda bir alâmet var mıdır?

Onlar şöyle cevap verirler:

— Evet, Bacak’tır (Sâk’tır).

Bunun üzerine, (Allah) Bacağını (Sâk’ını) keşfedip açacak…

Derim ki: Hadis’te geçen şu ifadeye dikkat edelim: Rabbinizi tanıyabilmek için aranızda bir alâmet var mıdır?

Müslümanların cevabına da dikkat edelim: Evet, Bacak’tır (Sâk’tır).

Allah’ın Bacağını (Sâk’ını) açmasına da dikkat edelim.

Bundan sonra, Allah’ın şu ayetini hatırlayalım: O gün Bacak (Sâk) açılır. (Münafıklar) Secde etmeye çağırıldığında, secde edemezler.[18]

Bunların hepsini bir araya getirdiğimizde, göreceğiz ki Allah’ın ahirette bacağını (Sâk’ını) açacağı sabittir.

 

 

 

İki tenbih yapalım:

Bir:

İbni Abbas’tan r.a. , Allah’ın bacak sıfatını güç ve kuvvet diye tevil etmesi hakkında gelen rivayetlerin hepsi zayıftır. Hiç biri Sahih değildir. Sabit değildir. Nasıl ki bu meselenin açıklanmasının yeri başka bir risalededir inşallah.

İki:

Hadis’te geçen şu lafız: Rabbinizi tanıyabilmek için aranızda bir alâmet var mıdır? (Müslümanlar da der ki) Evet, Bacak’tır (Sâk’tır).

Tam olarak bu mana ile: Ebu Said el-Hudri Hadis’inden sabit bir rivayettir. Nasıl ki gördüğümüz gibi (Bir) Buhari bu lafzı ile Sahih’inde rivayet etmiştir.

Aynı lafzı ile Hadis’i şunlar rivayet etmişlerdir:

(İki) Leys bin Saad, Fevaid’inde rivayet etmiştir.[19]

(İki) İbni Mende, el-Îman adlı eserinde rivayet etmiştir.[20]

(Üç) Zehebi, el-Erbein adlı eserinde rivayet etmiştir.[21]

(Dört) Beyhaki, Esma ve Sıfat’ta rivayet etmiştir.[22]

Hepsi Ebu Said el-Hudri’den r.a. senedleri ile rivayet etmişlerdir.

Bu Hadis, ümmetin ittifakı ile Sahih ve sabit Hadis’lerden birisidir. Kafirler dışında bu hadislere dil uzatanı yoktur.

Tenbih: Allah’ın bacağının (Sâk’ının) olduğuna dair diğer sahabelerden de bir çok rivayetler mevcuttur. Ama bizler sadece bir tanesini zikrettik.

7- Allah için değil de, çıkarları için Allah’a iman ettiklerini iddia edenler, Allah’ın bacağına (Sâk’ına) secde edemeyecekler. Böylelikle küfürleri ortaya çıkıp rezil olacaklar.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Allah’a riya ve şöhret için secde eden kimseler kalır. Onlar da secde etmeye çalışırlar. Fakat onun sırtı tek bir tahta gibi kaskatı bir tabakaya döner.

8- Bazı Müslümanlar, günahları sebebi ile Cehennem’e girecekler.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Diyeceklerdir ki: Ey bizim Rabb’imiz, bu kalanlar bizim kardeşlerimizdir. Onlar bizimle beraber namaz kılar, oruç tutar, iyi işlerde bulu­nurlardı.

9- Bazı günahları sebebi ile Cehennem’e giren Müslümanlar, bir müddet sonra Cehennem’den çıkacaklar.

Nasıl çıkacaklar?

Şefaat ile çıkacaklar.

Kimlerin şefaati ile çıkacaklar?

Bir: Peygamberimizin s.a.v. şefaati ile.

İki: Diğer Peygamberlerin (Allah hepsinden razı olsun) şefaatleri ile.

Üç: Melek’lerin şefaati ile.

Dört: Cennet’e girenlerin şefaati ile.

Beş: En sonunda da Allah’ın şefaati ile.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Haydi gidin, kalbinde bir dinar ağırlığınca İmân bulduğunuz herkesi çıkarınız…

(Allah’ın şöyle demesine kadar) : Artık sıra benim şefaatime geldi

Yine Hadis’te şu lafız geçer: Peygamberler, melekler ve müminler şefaat ederler.

10- Cehennem’e giren Müslümanların, bir gün gelip Cehennem’den çıkarılıp Cennet’e girecekleri, bu Hadis ile sabit olduğu gibi, aynı şekilde Kuran ile de sabittir.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Ebû Saîd (R) der ki: Eğer bu dediğime inanmıyorsanız, şu ayeti okuyunuz:

“Şübhesiz ki, Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Zerre mikdârı) bir iyilik olursa, onu kat kat artırır. Kendi canibinden (başkaca da) pek bü­yük bir mükâfat verir”[23]

Derim ki: Eğer Alah c.c. hiç kimseye zulüm etmeyecek ise, şirk işlemeyen kişileri, şirk işleyen kişiler ile aynı seviyede tutup, asla Cehennem’de ebedî tutması doğru olmaz. Çünkü Allah c.c. geçmiş ayette haksızlık etmeyeceğini haber vermiştir.

Mesela: Oy vererek Allah’ın kanunlarını tanımayan sistemlerin ayakta kalmasını oyları ile savunan bir kafir ile, hayatı boyunca oy verenleri tekfir etmiş, Allah’ın gökte olduğunu kabul etmiş, Allah’ın sıfatlarını kabul etmiş, ama nefsine yenilerek içki içen kişi aynı olur mu?

Elbette bu ikisi aynı seviyede değillerdir. İşte ayet de bundan söz etmektedir. İçki içen Müslümanın (eğer Allah affetmez ise) Cehennem’e girdikten sonra Cennet’e gireceğini, aksi yönden oy verenlerin de ebediyyen cehennemde kalacağını haber vermiştir.

Bir çok ayet isbat eder ki Allah c.c. ahirette günah işleyen bazı Müslümanları Cehenneme sokacak. Ama sonradan şefaatler ile Cehennem’den çıkartıp Cennet’e sokacaktır.

Bizler bir ayet daha zikredelim:

Geceleri onunla (Kuran ile) Teheccud (namazı) kıl (gece namazı kıl). Umulur ki rabbin seni Makamı Mahmud’a iletir.[24]

Derim ki: Makamı Mahmud, kıyamet de Peygamberimize s.a.v. verilecek büyük mevkilerden birisidir. Bu makam ile Peygamberimiz s.a.v. Cehennem’den bir sürü Müslümanı, Allah’ın izninden sonra çıkaracaktır.

Nasıl ki Cabir bin Abdullah r.a. bu ayeti delil getirerek, Müslümanların Cehennem’e girip, ardından çıkacaklarını delil olarak sunmuştur.[25]

11- Allah’ın sıfatlarının birisi de: ”Avuçlama” sıfatıdır. Allah c.c. Müslümanları Cehennem’den avuçlayıp çıkaracak, sonra da Cennet’e koyacaktır. Rahim olan Allah’a hamd olsun.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Sonra (Allah) ateşten bir avuç tutacak…

Derim ki: Elbette bu avuçlamanın nasıl olduğunu hiç kimse bilemez. Keza biraz önce zikrettiğimiz Suret sıfatının da nasıl olduğunu bilemeyiz. Ama bizler Allah’ın avuçlayacağına inanırız. Suret’i olduğuna inanırız. Yalnız nasıl olduğunu bilemeyiz.

Çünkü Allah c.c. şöyle buyurmuştur: Onun bir benzeri yoktur. O duyandır. Görendir.[26]

12- Cehennem’e girecek olan Müslümanlar, Namaz’larını ve Oruç’larını ve Amellerini bırakmayan kişilerdir.

Hadis’te geçen şu ifadeden bunu anlarız: Diyeceklerdir ki: Ey bizim Rabb’imiz, bu kalanlar bizim kardeşlerimizdir. Onlar bizimle beraber namaz kılar, oruç tutar, iyi işlerde bulunurlardı.

Derim ki: Demek ki hiçbir amel yapmayan, yani Allah için çalışmayan kişi Cehennem’den çıkmayacaktır. Yani: Kafir olarak ebedi Cehennem’de kalıcı olarak yanacaktır.

Ama bu Namaz kılıp Oruç tutan Müslümanların yaptıkları bütün amellerin karşılıkları, Cehennem’e girmeden önce gitmiş olacaktır. Başkaları, bu Müslümanlardan haklarını aldıkları için, bu Müslümanlarda yaptıkları amellerin sevapları kalmayacaktır. Bu amellerinin karşılığını, kendisinden hakkını isteyen kişilere dağatacaktır. Sonra yaptığı amellerin hepsi gidecek, amelsiz kalacaktır. Veya az ameli kalacaktır. Bu kişiden kişiye değişecektir. Nasıl ki bunu açıklayan bir çok hadis vardır.

Elbette bu cehenneme giren Müslümanların kalplerinde ki İmanları hala onlar ile beraber kalacaktır.

Bu nedenle Allah c.c. Cennet’teki Müslümanlara, Cehennem’deki kardeşlerini kurtarmaları için şöyle buyurur:

…Haydi bir daha gidin, kalbinde zerre ağırlığınca imân bulduğunuz herkesi çıkarınız…

İşte kalplerinde iman bulunan bu kimseler, Dünya’da Namaz ve Oruç tutanlar idi.

Demek ki Allah’a ibadet etmeyi terk eden kişi Kafir oluyormuş.

En sonunda Allah c.c. Cehennem’de en son kalan Müslümanları çıkaracaktır.

Delili de şudur: (Cennet’e sokacak) Hiçbir iş yapmadıkları halde, (Cennet’e sokacak) hiçbir hayır sunmadıkları halde (Allah onları) Cennet’e koydu.

Derim ki: Bu Müslümanlar ise, diğer Müslümanlar gibi Allah’a ibadet eden kimseler idi. Yalnız kıyamet gününde, yaptıkları amellerinin hepsini başkaları almış idi. Bu nedenle Cennet’e girecek hiçbir amelleri kalmamıştı.

Bu nedenle Cennet’teki Müslümanlar şöyle derler: Bu kişilerin amelleri onları cennete sokmadığı halde, amelsiz olarak bu kişileri Allah c.c. Cennet’e soktu.

Ebu Hureyre r.a. peygamberimizin s.a.v. şöyle dediğini rivayet etmiştir: İflas etmiş kişinin kim olduğunu biliyor musunuz?

Dediler ki: Bizde iflas etmiş kişi, parası ve eşyası olmayan kişidir.

(Allah Rasulu s.a.v.) Şöyle buyurdu: Şüphe yok ki benim ümmetimden kıyamet gününde iflas etmiş kişi, namaz, oruç ve zekat ile gelen kişidir. Bu kişi onu sövmüş, ona yalan ithamda bulunmuş[27], onun malını yemiş, onun kanını akıtmış ve ona vurmuş bir halde gelir.

Sonra kendi sevabından ona bir kısmını verir, diğerine bir kısmını verir. Eğer insanların haklarını vermeden sevabları biterse, (haklarını yediği insanların) günahları alınır ve ona atılır. Sonra (sevabsız bir şekilde, yanında hayır bulunmadığı halde, günahlarla dopdolu bir şekilde) ateşe atılır.[28]

Derim ki: İşte bu gibi kişiler, cennete girmek için hiç hayır yapamayan kişilerdir.

Hadisleri bir araya getirdiğimizde, gerçek mana ortaya çıkar, hak batılı ezer geçer.

 

 

 

Bu hakikati ortaya koyan zikretmediğimiz iki tane delil

Önceden de işaret ettiğimiz gibi, Ebu Said el-Hudrî’den r.a. rivayet ettiğimiz o uzun hadisin aynısını, Ebu Said el-Hudrî’nin huzurunda Ebu Hureyre r.a. de rivayet etmiştir.

Onun hadisinde şu sözler geçer: … Allah kullar arasında hüküm vermekten boşaldığı zaman, rahmeti ile cehennem ehlinden olanları çıkarmak istediğinde, meleklere ”Lâ İlâhe İllâ Allah deyip de Allah’ın rahmet ettiği ve Allah’a şirk koşmayanları cehennemden çıkarmaları için” emreder.

Onlar (Melekler) de onları secde izlerinden tanırlar. Ateş (cehennem) , Âdem oğlunun herşeyini yer, sadece secde izi hariç. Allah ateşe secde izini yemesini haram kılmıştır … [29]

Derim ki: İşte bu hadis gösterir ki cehennemden çıkan herkes, namaz kılan ve secde izleri yenmeyen kişilerdir.

İşte Allah’ın rahmetiyle cehennemden çıkarıp cennete sokacağı kişiler, bu hadiste açıklandığı gibi namaz kılan insanlardır. Cennete sokacak hiçbir amel yapmasalar dahi, şirk işlememiş ve müslüman olarak yaşamış oldukları için, en sonunda cehennemden çıkıp cennete girecekler.

İmam Buhari de, bu hadisi Ebu Said el-Hudrî’nin hadisinden önce zikrediyor ki, Ebu Said’in hadisinde ”Allah’ın amelsiz cennete soktu” manasında geçen ifadenin kimler olduğu anlaşılsın. Şüphe yok ki onlar, namaz kılan günahkar müslümanlardır.

Enes bin Mâlik r.a. , Peygamberimizin s.a.v. şöyle dediğini rivayet etmiştir: Belli kavimler (kişiler) , işledikleri günahlar nedeniyle cehenneme girecekler. Sonra Allah faziletli rahmeti ile onları cennete sokacak. Onlara Cehennemiyyûn (cehennemlikler) denecektir.[30]

Derim ki: İşte Ebu Said’in hadisinde Allah’ın şefaat ederek çıkarttığı kişilerin aynısı bu hadiste de bahsediliyor. İşte onların cehenneme girme sebepleri, işledikleri günahlar nedeyiledir.

Buraya kadar zikrettiklerimi gören kişi, hadisi gerçek manasıyla anlar ve amel yapmadan, namaz kılmadan ebediyyen hiç kimsenin cennete giremeyeceğini anlamış olur. Çünkü bunlar şirktir. Allah c.c. da şikr ve küfür işleyenleri cehennemden çıkarmayacağını haber vermiştir[31].

 

 

 

 

Muasır Murcie’nin bir iddiası ve cevabı

Aslında saf ve temiz insanın aklına, muasır ve müşrik olan murcielerin ortaya sundukları iğrenç şüpheler asla akla gelmez. Ama maalesef hileleri ile bir çok kişiyi ballandırılmış zehirli sözler ile kandırdıkları için, geçmiş hadisi tahrif edip bozdukları bir iddialarına cevap verelim.

İmrân bin Husayn’ın r.a. rivayet ettiğine göre Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: Benden sonra sizler için en çok korktuğum şey, dili sağlam münafıktır.[32]

Derim ki: Peygamberimiz s.a.v. bu sözü ile sonradan çıkacak sapkın ve dinsiz, ama dili sağlam ve konuşması güzel kişilerden bizleri sakındırıyor.

İşte bu sapkın kişilerin en başında muasır murcieler gelmektedir. Allah c.c. bizleri onların şerrinde korusun.

Hadis’te geçen şu lafza dikkat edelim:

(Cennet’e sokacak) Hiçbir iş yapmadıkları halde, (Cennet’e sokacak) hiçbir hayır sunmadıkları halde (Allah onları) Cennet’e koydu.

Muasır Murcie der ki: Cehennemden çıkıp Cennete girecek bu kişiler hiçbir amel yapmadan cennete girdiler!

Bizler de bu iddianın cevabını şöyle veriziz:

Ey Murcie olan kişi, bu sözünü söylemek ile en batıl şeyi yaptın. Allah’ın dinine iftira attın.

Hadisteki ifadelere dikkat etmedin. Senin bu sözün, La İlahe İlallah demeyen de Cennet’e şefaat ile girecektir demekten başka bir şey değildir.

Hadis’te şöyle geçer: hiçbir hayır sunmadıkları halde (Allah onları) Cennet’e koydu.

Eğer bu Cennet’e giren kişiler, sizin iddia ettiğiniz gibi hiçbir hayır yapmamışlar ise, hiçbir hayır sunmamışlar ise, o zaman Lâ İâhe İllâ Allah bile dememişler demektir.

Bizler sorarız: Lâ İâhe İllâ Allah demek hayır mıdır?

Eğer derse: Hayır değildir.

Deriz ki: Küfrünün üzerine yeni bir küfür daha ekledin. Eğer Lâ İâhe İllâ Allah, yani kelimei tevhid hayır değilse, o zaman Şer’dir. Kelimei tevhid hayır değilse kötü bir şeydir. Bunu diyen de kafirdir.

Lâ İâhe İllâ Allah ifadesi hayrız zirvesi değil midir?

Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: İslam beş şeye binâ edilmiştir. Lâ İâhe İllâ Allah (Allah’tan başka bir ilah olmadığına) şehadet etmek[33] … [34]

Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: Îman yetmişten, yada atmıştan fazla bölümdür. En faziletlisi Lâ İâhe İllâ Allah sözüdür … [35]

Derim ki: İşte bunlar Lâ İâhe İllâ Allah sözünün en faziletli şey olduğunu söylüyor.

Sizler ise kişinin hayır işlemede cennete girdiğini iddia ederek, Lâ İâhe İllâ Allah sözünü bile demeden cennete girdiğini iddia etmeniz lazım. Çünkü hadiste hiçbir hayır sunmadan cennete gireceklerinden bahsetmiştir.

Halbuki böyle bir sözü, aşırı derecede murcie olan bir grup dışında murcielerin çoğu bile dememişlerdir.

Eğer derse: Lâ İâhe İllâ Allah demek, Hayırdır.

O zaman deriz ki: Hadis’i senin anladığın gibi anlasaydık, o zaman Cennet’e girecek olan o topluluğun Lâ İâhe İllâ Allah demeden Cennet’e gireceklerini söylememiz gerekirdi. Çünkü Lâ İâhe İllâ Allah demek bir hayırdır. Bu hayırı yapan kişiye hiç hayır yapmadı denilmez.

Şimdi Murcie olan kişini iki seçenği var:

Bir: Ya Lâ İâhe İllâ Allah demeyenler de Cennet’e girer diyecek.

Bu durumda Amerikalı bütün kafirler de Cennet’e girecektir diyecekler!

Böyle derlerseler de küfrün en büyüğünü işlemiş olurlar. Küfürleri üzerine küfür katmış olurlar. İslam dininin büyük bir kısmını inkar etmiş olurlar.

İki: Ya da Hadis’i bizim anladığımız gibi anlıyacaklar.

O da: Amelsiz Cennet’e girecekler demek, Cennet’e sokacak amel işlemeden Cennet’e girecekler demektir. Onların işledikleri amellerin hepsi kıyamet gününde kaybolduğundan, yanlarında hiçbir sevap kalmayacak. Bu nedenle amelsiz bir şekilde Cennet’e girecekler.

Ama bu demek değildir ki bu kişiler Dünya’da iken amel işlemediler! Haşa. Böyle demek Murcielerin görüşüdür. Küfür görüşüdür. Allah bizleri affeylesin ve küfrî görüşlerden uzak tutsun.

Eğer Murcie derse ki: Cennet’teki Müslümanlar, Cehennem’de Namaz kılanları ve İbadet edenleri çıkardılar. Allah da ibadet etmeyenleri Cehennem’den çıkardı!

Bunu diyene deriz ki: Yalan söyledin. İlk önce Allah’a ibadet etmeyeni Allah Cehennemden çıkarttı diye bir delil yoktur.

Eğer var derse, delil getirmesi istenir. Elbetteki delil getiremeyecektir.

Hadis’in şu bölümüne dikkat edelim: Bunun üzerine (Allah) şöyle buyurur:

— Haydi bir daha gidin, kalbinde zerre ağırlığınca imân bulduğunuz herkesi çıkarınız!

Bunun üzerine tanıdıklarını çıkaracaklardır.

Derim ki: Altını işaretlediğimiz bölüme dikkat edelim. Burada görüyoruz ki Cennet’te bulunan Müslümanlar, Namaz kılıp Müslüman oldukları halde Cehennem’e giren kardeşlerinin hepsini çıkartmayacaklar.

Sadece tanıdıklarınıçıkartacaklardır.

Demek ki tanımadıkları Müslümanlar hala Cehennem’de kalacaklar. Bu Müslümanları da Allah c.c. şefaati ile çıkartacaktır.

Kısacası: Allah’a dünya hayatında ibadet etmeyen kişi ittifaken kafirdir. Cehennem’e girecek ve orada ebediyyen kalacaktır. Buna delalet eden bir çok ayet ve hadis vardır. Geçmiş hadiste ise bunun delili şu ifadededir:

Diyeceklerdir ki: Ey bizim Rabb’imiz, bu kalanlar bizim kardeşlerimizdir. Onlar bizimle beraber namaz kılar, oruç tutar, iyi işlerde bulu­nurlardı.

Allah’u teala şöyle buyurur:

— Haydi gidin, kalbinde bir dinar ağırlığınca İmân bulduğunuz herkesi çıkarınız!

Derim ki: Demek ki Namaz kılmayan ve oruç tutmayan kişinin kalbinde iman olmayacak ve Cehennem’de ebediyyen kalacaktır.

Dikkat edilirse, Cennet’e giren Müslümanlar da: Ey Allah’ım Cehennem’de Namaz kılmayan kardeşlerimiz vardı! dememişlerdir. Çünkü Müslümanlar biliyorlar ki Namaz kılmayan kişi kafir’dir. Nasıl ki bir sürü delili bulunduğu gibi. Bu hadis de o delillerden birisidir.

Demek ki Allah’a ibadet etmeyen kişi Cennet’e giremeyecektir.

Bu mükemmel Hadis’in faydalarından aklıma gelenler bunlardır. Özetle açıklamak istediğim bunlardır. Allah’a hamd olsun, salat selam efendimiz Muhammed’in s.a.v. üzerine olsun.

En doğrusunu gökteki Allah c.c. bilir.

Ebu Musa el-Medeni

 

[1]Bu göteriyor ki oy verenler, oy verdiği tağutları takip edeceler.

Savunmalarını ve hüküm istemelerini tağutlara götürenler, onları takip edecekler.

Kabirlerden yardım isteyenler, o kabirdekilerin şekillerini takip edecekler.

Ve hepsi cehenneme girecekler.

[2]Serâb: Aşırı şiddetli güneşin bulunduğu yerlerde görülen hayalî şeydir.

Allah c.c. şöyle buyurmuştur: Kafir olanlara gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serâp gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah’ı bulmuştur; Allah ise, onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür. (Nur suresi. 39.ayet.)

[3]İşte bu her yönüyle kafirlerden tamamen ayrılınması gerektiğini belirtmektedir.

[4]Arapçasında ”es-Sâk” ifadesi geçmektedir. Bunun manası şöyledir: Dizi ile ayağı arasına Sâk denmektedir. (Lisanul Arab. Yazarı: İbni Manzur. 10.clt. 168.s. Sâdır bsk.) Bunun türkçe tam karşılığı olmadığından, bacak şeklinde tercüme ettik.

Bu sıfatın nasıl olduğunu Allah’tan başkası bilemez. Ama bizler Allah’ın böyle bir sıfatı olduğuna tevil etmeden direk iman ederiz. Nasıl ki Sahabeler, tabiinler ve onlardan sonra gelenler de böyle iman etmişlerdir.

[5]Burada apaçık bir şekilde Allah’ın Sâk sıfatına sahip olduğunu görüyoruz.

Bunu zahiren olduğu gibi kabul etmeyenler ve manasını bozmaya çalışanlar ise, bu hadisi inkar eden sapkınlardır.

Bizler ise nasıl olduğunu bilmediğimiz gibi, buna îman ederiz.

[6]Görüldüğü gibi her mümin Allah’ın Sâk’ına secde edecek.

Allah’ın Sâk diye bir sıfatı yoktur diyenler ise, nasıl bna secde edecekler acaba?

Onlar en başta cehenneme girecekleri için, burada onların işi bile olmayacak.

Bu kafirler Allah’ın Sâk sıfatını görmeyi bile hak etmediklerinden, en başta cehenneme girecekler.

[7]Yani: O gün en çok müslümanların cehennemden çıkması için Allah’a yalvaran Allah’ın Rasulu Muhammed s.a.v. olacaktır.

Veya: O gün müslümanlar cehennemde yanan müslüman kardeşlerini kurtarmak için o kadar uğraşacaklar ki? Hiçbir zaman hiçbir şey için o kadar uğraşmayacaklar. Peygamberimizden s.a.v. Allah’a dua edip şefaat etmesini isteyecekler.

Bkz: el-Fecrus Sâti Ala es-Sahihul Câmi. Yazarı: Muhammed ez-Zerhûnî. 1318.yılda vefat etmiştir. 16.clt. 233.s. Mektebetur Ruşd bsk.

[8]Müslümanlar ahirette, cehennemdeki müminleri tanıyabilecekler ki şeaat edebilsinler ve cehennemden çıkarabilsinler.

[9]Bu gösterir ki amel yapmayan kişi, kafirdir ve cehennemden kurtulamaz.

İşte kalbinde zerre tanesi kadar îman olan kişi, bu ibadetleri dünyâda yapan kişi olacaktır.

Yoksa ibadetsiz kişi, kafirdir. Dolayısıyla cehennemden hiçbir zaman çıkamıyacaktır.

Cehennemden sadece muvahhid günahkar müslümanlar kurtulabilirler.

[10]Yani: O namaz kılan ve oruç tutanların arasında, bu sıfatlara sahip olanları çıkarın.

[11]Nisa suresi. 40.ayet.

[12]سورة النساء. آية 40.

[13]Bu Allah’ın kabza dediğimiz avuçlama sıfatını isbat etmektedir.

[14]Yani: O namaz kılan ve oruç tutanlar, cennete girecek hiçbir amel yapmadıkları halde Allah c.c. onları cennete sokacaktır.

Neden sokacaktır?

Çünkü onlar tevhid ehlidirler. İbâdetleri terk etmemişlerdir. Allah’a ibâdet etmişlerdir.

Yaptıkları ameller ise, ahirette hesapta haklarına girdikleri insanlara verilmiştir.

[15]Ahirette Allah’ın görülmesi gibi olaylardan uzunlamasına bahseden bir çok sahabe vardır.

Bu konuda Peygamberimizin s.a.v. hadisini iyi ezberleyen ve rivayet edenlerden birisi de Ebu Said el-Hudrî’nin r.a. hadisidir. Bizler de onun rivayetini zikrettik.

Bu rivayet zikrettiğimiz şekliyle Sahihi Buhari’dedir. Bkz: Sahihi Buhari. 7439 numaralı rivayet. 9.clt. 129.s. Kitabut Tevhid. Allah’ı görmeden basheden bâb olan, Kıyamet suresi 22-23.ayetlerin tefsiri olan bâbda zikredilmiştir. Tukun Neca bsk.

İmam Buhari r.h. aynı konuda şu kişilerden bu uzn hadisi rivayet etmiştir:

Bir: Ebu Said el-Hudrî r.a. (Hadisi ondan naklettik)

İki: Enes bin Mâlik r.a.

Üç: Ebu Hureyre r.a.

Hadisin Ebu Said el-Hudri r.a. kanalıyla geçtiği bazı yerler:

el-Mustedrek Ala es-Sahihayn. Yazarı: İmam Hakim, Ebu Abdullah İbnul Beyyî. 405.yılda vefat etmiştir. 4.clt. 626.s. 8736 numaralır rivayet. Kitabın en son konusu olan Kitabul Ahvâl. Darul Kutubul İlmiyye bsk.

Hadisin geçtiği diğer yerleri ise ileride zikredeceğiz inşallah.

[16]صحيح البخاري, كتاب التوحيد, باب قوله تعالى: وجوه يوئذ ناضرة …

[17]Şura suresi. 11.ayet.

[18]Kalem suresi 42.ayet.

[19]Cuz-un Fîhi Meclis Min Fevâidil Leys bin Saad. 46.s. 4 numaralı rivayet.

[20]el-Îman. 817 numaralı rivayet. 2.clt. 800.s. Risale bsk.

[21]el-Erbeîn Fî Sıfâti Rabbil Âlemîn. 113 numaralı rivayet. 116-118.s. Metebetul Ulum Vel Hikem bsk.

[22]el-Esmâ ve es-Sıfât. 745 numaralı rivayet. 2.clt. 180.s. Sevâdî bsk.

[23]Nisa suresi. 40.ayet.

[24]İsra suresi. 79.ayet.

[25]Sahihi Muslim. 1.clt. 179.s. 191 numaralı rivayet. Nevevî’nin bâblandırmasına göre: Kitabul Îman. 84.bâb.

[26]Şura suresi. 11.ayet.

[27]Bunun arapçasında ”Kazf” ifadesi geçmiştir. Bu kelimenin bazı manaları şunlardır:

Bir: Zina ile itham etmek.

İki: Sözvmek ve kötü söz söylemek.

Üç: Zan ile itham etmek. Ve benzerleri.

Bkz: Lisanul Arab. 9.clt. 276.s. Yazarı: İbni Manzur. 711.yılda vefat etmiştir. Sâdır bsk.

[28] Sahihi Muslim. 4.clt. 1997.s. 2581 numaralı rivayet. Nevevî’nin bâblandırmasına göre: Kitabul Birri Ves Sile Vel Âdâb. 15.bâb. / es-Sunen. Yazarı: İmam Tirmizi. 279.yılda vefat etmiştir. 2418 numaralı rivayet. 4.clt. 613.s. el-Babil Halebi bsk. / el-Emâlî. Yazarı: İbni Bişrân, Abdulmelik bin Muhammed. 430.yılda vefat etmiştir. 240 numaralı rivayet. 1.clt. 114.s. Vatan bsk. / el-Câmî. Yazarı: Abdullah bin Vehb el-Mısrî. 197.yılda vefat etmiştir. 561 numaralı rivayet. 657.s. İbnul Cevzi bsk. / el-Musned. Yazarı: İmam Ahmed bin Hanbel. 241.yılda vefat etmiştir. 8029 numaralı rivayet. 13.clt. 399.s. Risale bsk. / 8414 numaralı rivayet. 14.clt. 138.s. / 8442 numaralı rivayet. 14.clt. 437.s. / ez-Zuhd. Yazarı: İmam Ahmed bin Hanbel. 101 numaralı rivayet. 19.s. Darul Kutubul İlmiyye bsk. / Mesâvi-ul Ahlâk. Yazarı: Harâ-itî, Ebu Bekir Muhammed bin Cafer. 327.yılda vefat etmiştir. 37 numaralı rivayet. 33.s. Sevâdî bsk. / el-Mucemul Evsat. Yazarı: İmam Suleyman et-Taberânî. 360.yılda vefat etmiştir. 2778 numaralı rivayet. 3.clt. 156.s. Harameyn bsk.

[29]Sahihi Buhari. 7437 numaralı rivayet. 9.clt. 128.s. Kitabut Tevhid. Allah’ı görmeden basheden bâb olan, Kıyamet suresi 22-23.ayetlerin tefsiri olan bâbda zikredilmiştir. Tukun Neca bsk.

[30]Sahihi Buhari. 7450numaralı rivayet. 9.clt. 134.s. Kitabut Tevhid. Tukun Neca bsk. /

el-Câmi. Yazarı: Mamer bir Râşid. 153.yılda vefat etmiştir. Hadisi Katade ve Sâbit’ten, ikisi de Enes’ten r.a. rivayet etmişlerdir. O da Allah Rasulunden s.a.v. rivayet etmiştir. Bu da çok kuvvetli bir seneddir. Fayda olsun diye zikrettim. Bkz: el-Meclisul İlmî bsk. 11.clt. 411.s. 20859 numaralı rivayet. Abdurrazzak’ın el-Musannef adlı eserinin sonunda basılmıştır.

[31]Mesela bkz: Bakara suresi. 39.ayet.

[32]el-Mucemul Kebîr. Yazarı: İmam Suleyman et-Taberânî. 360.yılda vefat etmiştir. 15303 numaralı rivayet. 18.clt. 237.s. Mektebetul Ulum Vel Hikem. / el-Musned. Yazarı: İmam Ebu Bekir el-Bezzar. 292.yılda vefat etmiştir. 3514 numaralı rivayet. 9.clt. 13.s. Mektebetul Ulum Vel Hikem bsk.

Derim ki: Bezzar hadisi zikrettiğinde hadisin kuvvetli olduğunu belirtmiştir.

Taberani’nin zikrettiği sened ise, ittifaken sahih olan çok kuvvetli senedlerden birisidir.

Hadis aynı zamanda Hz. Ömer’den de r.a. rivayet edilmiştir. Kendi sözü olarak da, peygamberimizin s.a.v. sözü olarak da rivayet edilmiştir.

Bezzar, ondan naklettiğimiz sayfada Hz. Ömer’in peygamberimizden s.a.v. rivayet ettiği senedin de kuvvetli olduğunu belirtmiştir. Ama bu senedde ihtilaf edildiğini unutmamak lazım.

Kısacası:

Hadis İmran r.a. kanalıyla ittifaken Sahihtir.

Ömer r.a. kanalıyla peygamberimizden s.a.v. rivayet edilmesinin sahihliğinde ihtilaf edilmiştir.

Bkz: Musnedul Faruk. Yazarı: Hafız İbni Kesir. 774.yılda vefat etmiştir. 2.clt. 660.s. Darul Vefa bsk.

[33]Yani: Allah’ın herşeyin sahibi, yaratıcısı, efendisi ve sözü dinlenen mutlak ve te yaratıcı olduğuna îman etmek, buna tam manada kabullenmek, bunu yaşamak ve öğretmektir. Herşeyin ile buna şehadet etmendir.

[34]Sahihi Buhari. 2.kitab. Kitabul Îman. 1bâb. 8.hadis. / Sahihi Muslim. 1.clt. 45.s. 16.hadis. İhyaut Turas bsk.

[35]Sahihi Muslim. 1.clt. 63.s. 35.hadis. İhyaut Turas bsk.

 

About these ads

2 thoughts on “Şefaat Hadis’inden alınacak ”12” tane fayda – Allah’ın bacağının olduğunu inkar eden, asla cennete giremeyecek

  1. Namazı bırakanın kafir olacağına dair yazmakta olduğum bir eser var.
    Selef ulemasının hepsi namaz kılmayanı tekfir etmişlerdir.
    Bunu o risalede tafsillice açıklayacağm inşallah.
    Wallahu alem…

  2. @Muhammed Abdulvehhab,
    Size bir soru sorsam inşaAllah:

    Her büyük küfür dediğiniz şey Tevhidin Aslından mıdır acaba?

Yorum yapın - soru sorun

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s